photo-gold-key-in-puzzle-door

İletişim temel bir ihtiyaçtır. İnsanlar kendini farklı farklı ifade ederler. İfade şeklindeki farklılıkların ise bir çok sebebi vardır. Bu sebeplerin başında aile ve çevre yer alır. Anne karnında başlayan bu serüven hayat boyu devam eder.

Anne Karnında Çocuk Eğitimi

ÇİVİLİ SOPA VE KIRBA

İstanbul’un Vefa semtine adı verilen Şeyh Ebül Vefa, Fatih devrinin büyük alimlerinden ve evliyasındandı. Akşemseddin, Molla Gürani gibi devrin manevi önderlerinden biriydi. Bu büyük zatın oyun yaşlarındaki bir oğlu kötü bir alışkanlık edinmişti. Ucuna çivi çakılmış bir sopa ile o devirde evlere içme suyu taşıyan sakaların kırbalarını deliyordu. Evcil hayvan derisinden yapılmış su tulumu demek olan kırba, sivri bir madde ile dokunuldu mu kolayca delinecek bir nesneydi. Şeyh Vefa’nın oğlu da bunu yapıyordu. Sakalar, “Bir din büyüğünün oğludur, çok sürmez geçer” diye bir müddet dayandılar ama baktılar vazgeçeceği falan yok, Şeyh Vefa’ya şikayet ettiler. “Zararınız ödenecektir!”

Ebul Vefa Hazretleri olanları duyunca hayretler içinde kaldı. Nasıl olur da bunca dikkat ve özenle yetiştirilen, haram lokmadan uzak tutulan bir çocuk böyle bir şey yapardı? Şeyh Vefa sakalara, “Tamam” dedi. “Konu anlaşıldı, gereken yapılacak, sizin de zararınız ödenecektir. Önce kendinden işe başladı. “Acaba ben bu çocuğa yanlışlıkla da olsa haram yedirdim mi?” diye düşündü. Bir şey bulamadı. Hanımına sordu; “Hanım, sen bu çocuğa hamileyken veya süt verirken haram bir şey yedin mi, çok iyi düşün, bana bildir, yoksa bu çocuğun sonu kötü” dedi. Nihayet olayı hatırladı

Hanım düşündü, taşındı, rüyaya yattı, nihayet bir olay hatırladı. Hamileyken oturmaya gittiği bir komşu evinde, masadaki bir tabakta portakallar varmış. Görünce canı çekmiş ama istemeye de utanmış. Ev sahibi hanım bulundukları odadan dışarı çıktıkça yakasındaki iğneyi portakallara batırıp sularını emmiş.
Bunu, beyi Ebul Vefa hazretlerine anlattı. Şeyh Vefa:
-Aman hatun hiç vakit geçirmeden o komşuya git, olanı biteni dosdoğru anlat ve helallik dile, diye tembihledi. Kendi de sakaları çağırdı, kimin kaç tane kırbası delinmişse hepsinin parasını ödedi ve haklarını helal ettirdi. Çocuğa, olayın başından sonuna kadar bir şey denmedi. Hakkında böyle şikayet var, bir daha yaparsan asarız, keseriz yollu tehdit edilmedi. Ama hikmet-i Hüda, çocuk bir daha çivili sopa ile kırbaları delmedi.

 

Öğrencilerin En Çok İhtiyaç Duyduğu Öğretmen

Gözlerimizi kapatıp geçmişe bir yolculuk yaptığımızda aklımıza bizde fark oluşturan öğretmenlerimiz gelir.

Öğrenciler; kendini güvende hissettiren, sevgi gördüğü ve kendilerine bir birey olarak yaklaşan öğretmenlere ihtiyaç duyarlar.

Öğrenciler için öğretmenleri birbirlerinden farklı kılan şeyler vardır. Her öğrencinin gönlünde kendisine bir şeyler öğrettiğini düşündüğü ve daha çok saygı duyduğu bir öğretmeni mutlaka vardır. O öğretmenlerin diğerlerinden farkı ise birey odaklı yaklaşımlarıdır.

Birey Odaklı Yaklaşım Nasıl Olur

Birey odaklı yaklaşım; iletişimi ve ilişkileri güçlü kılan bütün araçları kullanarak kişide var olan cevheri ortaya çıkarıncaya kadar çaba sarf etmek demektir.Karşınızda tek bir fert ve o ferdin karşılanması makul ihtiyaçları var.

Siz karşınızda duran kişiyi yargılamadan,suçlamadan,hatalarını yüzüne vurmadan kucaklarsanız,hiç hata yapmamaya gayret eden veya daha az hata yapan bir insan yetiştirmiş olursunuz.

Fertler üzerinde bıraktığınız etki kadar çocukların öğrenme süreçlerini yönlendirebilirsiniz. Sorumluluk sahibi fertler atılan kararlı ve sağlam adımlarla yetiştirilir.

Çocuklara bir davranışı kazandırmanın en önemli yöntemlerinden birisi de kıssa ve menkıbeler anlatmaktır. Öğüt verici,öğretici hikayeler çocuklarda merak uyandırır. Merak ise en etkili öğrenme dürtüsüdür. Merak eden araştırır. Araştıran öğrenir. Çocukların karşısına geçip neyi yapıp neyi yapmayacaklarını söylemek kısa vadede işe yarayabilir. Uzun vadeli planlar yapıp davranışları yaptırmak yerine kazandırmalıyız. Kazanımlar kısa zamanda olmaz.Değişim zaman alır ve sabır ister.

Birey odaklı yaklaşım kişinin iç dünyasını daha iyi bilmekten geçer. Bir insanın iç dünyasını bilmek ise kolay değildir. Küçük gözlemler ipuçları verir. Daha düne kadar her şey yolunda giderken bir anda değişmeye başlayan bir bireyin iç dünyasına ulaşmadan onu anlamak mümkün değildir. Aile yapısı, arkadaş çevresi, yaş, izledikleri, dinledikleri, yedikleri gibi unsurlar kişinin iç dünyası hakkında az çok bilgi verir.

Birey odaklı yaklaşım şeklinde dikkat edilmesi gereken en önemli husus ise öğretmen ve öğrenci arasındaki güvenli sınırlardır. Birey odaklı yaklaşım sorunlarla sağlıklı şekilde nasıl baş edileceğini çocuklara öğretmektir. Ayrıcalık tanımak, diğerlerinden farklı davranmak demek değildir. Böyle bir durum olursa diğer öğrenciler öğretmeninin adil olmadığını düşünür ve ona güvenmez. Sağlıksız kullanılan ödül, ceza, övgü ve ayıplama gibi kontrol mekanizmaları da birey odaklı yaklaşımı zedeler.

Öğrencileri bireysel olarak anlamaya yönelik bütün çabalar bir toplumun geleceğini inşa etmeye yönelik bir tercihtir.